top of page

Zaman Yorgunu

Süre giden akış içinde açığa çıkarıyor zaman, gövdenin, varoluşun kırılganlığını. Her şey burada ve şimdi var. Bütün nesnelerle varoluş sürelerinin sınırlılığında parçalanarak erisek de, dağılsak da sonsuz sayıda nesnelerle birlikte, kalıcı olma duygusu öne çıkıyor hep.


Varlığımızın sürdürebilir olması adına varolanın zamanla ilişkisinde yine nesnelere, kimileyin boşluğa tutunarak direniyoruz. Kendisini kuran varlık olarak insan özünde kendisi için var, kendisiyle kalır, kendisini yapar. Geçmişin şimdiki zamanda sürerliği varolmanın başka bir diyalektiğidir. Geri dönüşümsüz bir enerji süreciyse yaşam, kendisini kuran bir varlık olarak insan şimdiyi sonsuz gibi de duyar.” Akan ırmağa iki kez girilmez.” demişti ya Herakleitos. Anlıksal gerçeklikte bu, nesnenin zaman karşısında yenilgisi bir bakıma. Nesnelerle biraradalığımız yeryüzünde olma, yeryüznün dışına çıkma hep yeni oluşumuzla birlikte şimdiki zamanda durmanın ya da bütün zamanları birarada yaşamanın da serüvenidir. Durarken de devinirken de kuşatan zamanın gölgeleri ışıktan çıkar, ışığı gölgeye girer. Durmaksızın ileriye koşan öznede var olmanın acısı ve arzusu birbiri içine girmiş matruşkalar gibi çeşitlenerek doğrusal- eğrisel yönlere evrilir.


Kumsala vuran balık gibi ölüyor zaman, ağzı açık ve sessizce. Sona doğru gitme her nesnenin karşılaşacağı bir durum olsa bile, gelecek imgesi sevinç veriyor. Düşünülen, düş kurulan süre mutluluk oluyor zamanın aralıklarında.


Yoruyor zaman değip geçerken, imlerken nesneleri. Dönüştürerek, biçimini bozarak, rengini değiştirerek…Hep var olagelen, var olmak isteyen bir özne olarak o yıpranmışlık içinde evrende bir yer arıyoruz durağan. Doğrudan, batıp çıkan güneşe ve seslere bakmıyoruz

Ruşen Eşref Yılmaz

 
 
 

Comentários


Os comentários foram desativados.
bottom of page